Kış mevsiminde kutupsal hava kütlelerinin orta kuşak ülkelere doğru ilerlemesiyle yaşanan ekstrem soğuklar; ulaşım aksamalarına, don olaylarına ve enerji tüketiminde ani artışlara neden olur.
Şiddetli depremler doğrudan binaları yıkmanın yanı sıra zemin sıvılaşması, heyelan, tsunami ve yangın gibi ikincil ekstrem olayları da tetikler.
Aşırı yağışlar taşkının doğal nedeni olsa da dere yataklarının daraltılması, bitki örtüsünün tahrip edilmesi ve betonlaşma taşkınları büyük felaketlere dönüştürür.
Kuraklık, oluşum süreci en yavaş gelişen ancak etki alanı en geniş olan ve tahmin edilmesi en zor klimatolojik ekstrem olaydır. → Kuraklığı ani gelişen sel ve fırtına gibi olaylardan ayıran en temel fark yavaş seyretmesidir.
Kasırga, tayfun ve harikana gibi tropikal rüzgarlar sadece sıcak okyanuslar üzerinde ve tropikal kuşakta oluşur. → Türkiye orta kuşakta yer aldığı ve kıyılarında açık okyanus bulunmadığı için bu tür tropikal ekstrem rüzgarlar Türkiye'de görülmez.
Şiddetli volkanik patlamalar sırasında atmosfere yayılan devasa kül bulutları ve gazlar Güneş ışınlarını engelleyerek küresel çapta geçici soğumaya yol açar. → Volkanizma jeolojik bir olay olmasına rağmen sonuçları itibarıyla klimatolojik ekstrem durumlara neden olabilir.
Tsunamiler, okyanus ve deniz tabanlarında meydana gelen deprem, volkanizma ve kütle hareketleri sonucunda oluşan dev dalgalardır. → Tsunaminin temel kaynağı meteorolojik rüzgarlar değil, jeolojik taban hareketleridir.
Astronomik kökenli tek ekstrem olay olan gök taşı düşmesi, büyük kraterler oluşturmanın yanı sıra çıkardığı toz bulutlarıyla Güneş ışığını keserek kitlesel canlı yok oluşlarına zemin hazırlayabilir.
Heyelan ve kaya düşmesi gibi kütle hareketlerini tetikleyen ana unsurlar eğim, aşırı yağış, killi toprak yapısı ve tabakaların eğime paralel uzanmasıdır. → Yer çekimi tüm kütle hareketlerinin gerçekleşmesinde değişmez temel kuvvettir.
Yeryüzündeki depremlerin büyük bir kısmı Pasifik Ateş Çemberi ile Alp-Himalaya kıvrım kuşağında toplanmıştır. → İsveç, Norveç, Kanada ve Avustralya gibi eski masif arazilerde jeolojik ekstrem olay riski oldukça düşüktür.
Güneydoğu ve Güney Asya'da yaz musonlarına bağlı olarak gerçekleşen aşırı yağışlar, dünyada sel ve taşkın ekstrem olaylarının en sık yaşandığı bölgeyi oluşturur.
Sıcak hava dalgaları nem oranını düşürüp buharlaşmayı artırarak orman yangını riskini zirveye çıkarır ve enerji tüketimini artırır. → Sıcak hava dalgaları klimatolojik kökenli olup biyolojik yaşamı en çok zorlayan olaylardandır.
Aktif volkan dağlarındaki kar ve buzların patlama esnasında aniden erimesiyle oluşan yıkıcı çamur akıntılarına lahar denir. → Laharlar jeolojik ve hidrolojik süreçlerin ortak ürünü olan bir ekstrem olaydır.
Deprem, volkanizma ve kütle hareketleri jeolojik veya jeomorfolojik kökenliyken; fırtına, kuraklık ve sıcak hava dalgaları meteorolojik veya klimatolojik kökenli ekstrem olaylardır. → Tsunami jeolojik bir olayın sonucunda oluşsa da hidrolojik etkiler yaratır.
Sıcak ve nemli hava kütlesi ile soğuk ve kuru havanın karşılaşma alanlarında oluşan hortumlar, yerel ölçekteki ani basınç farkından kaynaklanan en şiddetli rüzgar türleridir. → Kasırgalara kıyasla etki alanı daha dar fakat yıkım gücü çok yüksektir.
Yağış azlığı ile başlayan meteorolojik kuraklık, topraktaki nemin tükenmesiyle tarımsal kuraklığa, su kaynaklarının azalmasıyla ise hidrolojik kuraklığa dönüşür. → Kuraklık aniden gerçekleşmeyen, kademeli ilerleyen iklimsel bir ekstrem olaydır.
Eğimli yamaçlarda biriken kar kütlesinin yer çekimi, ani sıcaklık artışı, deprem veya gürültü gibi sarsıntılarla kayması sonucu çığ oluşur. → Gür bitki örtüsüne sahip yamaçlarda kar kütlesi tutunduğu için çığ riski belirgin şekilde azalır.
Şiddetli volkanik patlamalar sırasında yamaca yayılan yüksek sıcaklıktaki gaz, kül ve kaya parçalarından oluşan piroklastik akıntılar en hızlı ve öldürücü jeolojik ekstrem olaylardandır.
Pasifik Okyanusu yüzey sularının anormal biçimde ısınmasıyla gerçekleşen El Nino, Güney Amerika kıyılarında aşırı yağışlara yol açarken Avustralya ve Güneydoğu Asya'da şiddetli kuraklıklara neden olur.
Tsunamiler açık okyanusta yüksek hızda ve küçük dalga yüksekliğiyle ilerlerken, kıyıya yaklaştıkça derinliğin azalması ve sürtünme nedeniyle yavaşlar ve metrelerce yüksekliğe ulaşır.
Pasifik Okyanusu yüzey sularının anormal biçimde soğumasıyla gerçekleşen La Nina, El Nino'nun aksine küresel ortalama sıcaklıkları düşürür ve dünya genelinde farklı iklim ekstremlerine yol açar. → El Nino okyanus yüzeyinin ısınması, La Nina ise soğuması durumudur.
Şiddetli tropikal fırtınaların kıyıya yaklaşması sırasında oluşan alçak basınç ve güçlü rüzgarlar deniz seviyesini metrelerce yükselterek kıyı taşkınlarına yol açar. → Fırtına kabarması, kasırgaların kıyı bölgelerinde yarattığı en can alıcı ve yıkıcı etkidir.
Uzun süren meteorolojik ve tarımsal kuraklığın ardından nehir, göl, baraj ve yeraltı su seviyelerinin kritik düzeyde azalmasıyla hidrolojik kuraklık gerçekleşir. → Hidrolojik kuraklık, kuraklık türleri arasında etkisi en geç ortaya çıkan ancak telafisi en zor olanıdır.
Killi toprak tabakaları aşırı yağışlar sonucu bünyesine bol miktarda su alarak kayganlaşır ve üzerindeki kütlenin eğim boyunca kaymasını kolaylaştırır. → Heyelan oluşumunda sadece eğim ve yağış değil, anakaya ve toprağın geçirimsiz yapısı da temel etkendir.
Çöllerde oluşan şiddetli rüzgarların tonlarca mineral tozunu atmosfere kaldırarak kıtalararası mesafelere taşıması ekstrem bir meteorolojik olaydır. → Bu tozlar ulaştığı yerlerde hava kalitesini bozarken, okyanus ve orman ekosistemleri için doğal gübre işlevi görür.
Yellowstone gibi devasa süper volkanların patlaması atmosfere salınan dev kül kütleleriyle Güneş ışığını uzun süre engeller ve küresel iklimin aniden soğumasına yol açar. → Süper volkan patlamaları bölgesel değil, tüm gezegeni etkileyen küresel ekstrem olaylardır.
Türkiye orta kuşakta yer aldığı için kasırga ve tayfun gibi yıkıcı tropikal rüzgarlar ülkemizde ekstrem bir doğa olayı olarak yaşanmaz. → Matematiksel konum, ülkemizi tropikal kökenli fırtına felaketlerinden koruyan ana faktördür.
Şiddetli heyelanlar sonucu vadi önlerinin devasa kütlelerle kapanması neticesinde heyelan set gölleri meydana gelir. → Ekstrem bir jeomorfolojik olay olan heyelan, topoğrafyayı değiştirerek yeni hidroğrafik şekillerin oluşmasını sağlayabilir.
Depremin yer altındaki kaynağı olan odak noktası yüzeye ne kadar yakınsa, yeryüzündeki sarsıntı şiddeti ve yarattığı yıkım o kadar fazla olur. → Odak derinliği az olan sığ depremler, odak derinliği fazla olan derin depremlere göre yüzeyde çok daha büyük yıkıma yol açar.
Eğimli dağ yamaçlarındaki sık gür ormanlar kar kütlesinin tutunmasını sağlayarak ve rüzgarla kaymasını engelleyerek çığ oluşumunu doğrudan önler. → Ağaçlandırma çalışmaları ve orman örtüsünün korunması çığ felaketine karşı en etkili doğal önlemdir.