Mekanik ve otomasyon alanındaki çalışmalarıyla sibernetik bilimin kurucusu sayılan Cezeri, Kitabü'l-Hiyel adlı eserinde dişli çarklar ve su saatleri gibi otomatik düzenekleri tasarlamıştır.
İslam dünyasında Meşşailik ekolünün ve felsefe geleneğinin ilk temsilcisi kabul edilen Kindi, felsefi düşünce ile dini vahyin çelişmediğini savunmuştur.
Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk tarafından Bağdat'ta kurulan Nizamiyye Medreseleri, İslam medeniyetinde yükseköğretimin kurumsallaşmasını sağlayan en önemli eğitim kurumudur.
İslam medeniyetinin en büyük cerrahı kabul edilen Zehravi, Kitabü't-Tasrif adlı tıp ansiklopedisinde kendi tasarladığı cerrahi aletleri ve ameliyat yöntemlerini ayrıntılarıyla tanıtmıştır.
Semerkant'ta kendi adıyla bir rasathane kuran Uluğ Bey, dönemin en hassas gök gözlemlerini yaparak Zîc-i Uluğ Bey adıyla bilinen astronomi cetvelini hazırlamıştır.
Osmanlı medeniyetinde Keşfü'z-Zünûn adlı devasa bibliyografik eseri ve Cihannüma adlı coğrafya kitabıyla tanınan Katip Çelebi, doğu ve batı kaynaklarını birlikte kullanan öncü bir bilgindir.
Nizamiyye Medresesinde başmüderrislik yapan Gazali, İhyâü 'Ulûmi'd-Dîn adlı eseriyle din ilimlerini ihya etmiş ve felsefecilerin tutarsızlıklarını eleştirmiştir.
Dünya haritasını dönemi için olağanüstü bir doğrulukla çizen Piri Reis, Kitab-ı Bahriye adlı eseriyle Akdeniz coğrafyası ve denizciliği hakkında ayrıntılı bilgiler sunmuştur.
Tıp alanında önemli buluşlara imza atan İbnün-Nefis, Avrupalı bilim insanlarından asırlar önce küçük kan dolaşımını doğru biçimde tanımlayan ilk bilgindir.
Semerkant ekolünün temsilcisi olan ve Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'a getirilen Ali Kuşçu, Osmanlı medeniyetinde astronomi ve matematik çalışmalarına öncülük etmiştir.
Fıkıh usulü ilminin kurucusu sayılan İmam Şafii, er-Risale adlı eseriyle İslam hukukunun yöntem ve delillerini sistemli bir kitap haline getiren ilk alimdir.
Endülüs felsefesinin öncülerinden İbn Tufeyl, Hayy ibn Yakzan adlı felsefi romanında insanın tek başına akıl yürüterek hakikate ve yaratıcıya ulaşabileceğini savunmuştur.
Abbasiler döneminde yaşayan Fergani, Güneş'in kendi etrafında döndüğünü tespit etmiş ve Batı dünyasında Alfraganus adıyla tanınmıştır.
Dirayet tefsiri anlayışının en güçlü temsilcilerinden Zemahşeri, el-Keşşaf adlı tefsirinde Kur'an'ın edebi ve belagat yönünü derinlemesine incelemiştir.
Mescid-i Nebevi'nin bitişiğinde eğitim ve öğretim amacıyla kurulan Suffe, İslam medeniyetinin ilk kurumsal eğitim modeli kabul edilir.
Orta Çağ İslam dünyasının en büyük botanikçisi kabul edilen İbn el-Baytar, hazırladığı eserlerle ilaç ve bitki biliminde çığır açmıştır.
İslam felsefesinde mantıksal çıkarımların yanı sıra sezgi ve manevi aydınlanmayı esas alan İşrakilik ekolünün kurucusu Sühreverdi'dir.
Sosyoloji ve tarih felsefesinin öncüsü kabul edilen İbn Haldun, Mukaddime adlı eserinde toplum yapısını, medeniyetlerin gelişimini ve devletlerin çöküş süreçlerini incelemiştir.
İmbik aletini geliştirerek damıtma yöntemini uygulamaya geçiren Cabir bin Hayyan, maddelerin kimyasal bileşimleri üzerine yaptığı çalışmalarla modern kimya biliminin kurucusu sayılır.
Güneş yılını gerçeğe çok yakın bir hassasiyetle hesaplayan Battani, sinüs ve kosinüs kavramlarını matematik ve astronomi çalışmalarında kullanarak trigonometrinin gelişmesine öncülük etmiştir.
Fatih Sultan Mehmet'in hocası olan Akşemseddin, Maddetü'l-Hayat adlı tıp eserinde hastalıkların insandan insana gözle görülmeyen küçük tohumlar yani mikroplar vasıtasıyla bulaştığını savunmuştur.
Osmanlı Dönemi'nde İstanbul'da ilk kapsamlı rasathaneyi kuran Takıyyüddin, mekanik saatleri astronomik gözlemlerde kullanarak dönemin en gelişmiş açı ölçüm aletlerini tasarlamıştır.
Hint Deniz Seferleri sonrasında karadan dönüşünü Mir'atü'l-Memalik adlı gezi eserinde anlatan Seydi Ali Reis, Kitabü'l-Muhit adlı çalışmasıyla coğrafya ve gemicilik bilimine önemli katkılar sunmuştur.
Kitabü't-Tevhid adlı eseriyle tanınan İmam Maturidi, dini konularda akıl ile vahiy arasındaki dengeyi gözeterek Ehl-i Sünnet itikadını sistemleştiren mütefekkir alimdir.
İslam hukukunda kıyas ve istihsan gibi metodolojik yöntemleri sıklıkla kullanarak içtihatta bulunan Ebu Hanife, ameli-fıkhi mezheplerin ilki olan Hanefiliğin kurucusudur.
Câmiu'l-Beyân adlı eseriyle tanınan Taberi, Hazreti Muhammed ve sahabeden gelen nakilleri bir araya getirerek İslam dünyasının ilk ve en kapsamlı rivayet tefsirlerinden birini kaleme almıştır.
Abbasiler döneminde Bağdat'ta kurulan Beytülhikme, Eski Yunan ve Hint eserlerinin Arapçaya tercüme edildiği ve ilmi araştırmaların yürütüldüğü ilk büyük kütüphane ve çeviri merkezidir. → Abbasi Halifesi Memun zamanında en parlak dönemini yaşamıştır.
Batı dünyasında Avicenna olarak bilinen İbn Sina, El-Kanun fit-Tıbb adlı eseriyle yüzyıllar boyunca hem İslam hem de Avrupa tıp eğitimine yön vermiştir. → Tıp dışındaki çalışmalarıyla felsefe ve astronomi alanlarında da otorite kabul edilmiştir.
İslam felsefesinde ilimleri ilk kez sistemli biçimde sınıflandıran Farabi, Aristoteles mantığını geliştirdiği için Muallim-i Sani yani İkinci Öğretmen unvanıyla anılır. → Batı dünyasında Alpharabius ismiyle tanınmaktadır.
Astronomi, coğrafya ve matematik alanlarında çalışarak dünyanın yarıçapını ve çevresini gerçeğe çok yakın biçimde hesaplayan bilim insanı Biruni'dir. → Gazneli Mahmud kendisi için sarayımın en değerli hazinesi ifadesini kullanmıştır.
Optik biliminin kurucusu kabul edilen İbnü'l-Heysem, Kitabü'l-Menazir adlı eseriyle ışığın kırılması ve yansıması ilkelerini açıklamıştır. → İğne deliği kamera yani karanlık oda prensibini ortaya koyarak modern fotoğrafçılığın temelini atmıştır.
Aristoteles eserlerine yazdığı şerhler ve yorumlar nedeniyle Şarih yani Yorumcu unvanını alan İbn Rüşd, akıl ile vahiy arasında çelişki olmadığını savunmuştur. → Batı dünyasında Averroes adıyla tanınmış ve Avrupa Rönesans'ına doğrudan etki etmiştir.
İslam medeniyetinde hastaların tedavi edildiği ve aynı zamanda tıp öğrencilerine pratik eğitim verildiği sağlık kurumlarına darüşşifa, bimaristan veya şifahane denir. → Bu kurumlarda tedaviler ücretsiz yapılmış ve müzikle tedavi yöntemleri uygulanmıştır.