Almanca nicht nur ... sondern auch bağlacı Türkçeye sadece ... değil, aynı zamanda ... yapısıyla çevrilir ve her iki unsurun da çeviride yer alması gerekir. → Bu kalıbın yerine sadece ve veya ile kullanılmış seçenekler çeldiricidir.
Almancada indem bağlacı bir eylemin yapılma yöntemini açıklar ve Türkçeye sıklıkla -erek, -arak zarf-fiil ekiyle aktarılır. → Nedeni belirten çünkü veya için çevirileri yanlış seçeneklerde sıklıkla karşımıza çıkar.
Almancadaki sowohl ... als auch çift bağlacı Türkçeye hem ... hem de ... biçiminde çevrilir. → Çeviride ögelerin sırasının bozulmaması ve her iki kavramın da eşit derecede vurgulanması şarttır.
Almancadaki weder ... noch olumsuz çift bağlacı Türkçeye ne ... ne de ... şeklinde aktarılır. → Almanca cümlede fiil biçimce olumlu olsa bile Türkçe çeviri ne ... ne de yapısı gereği olumsuz anlam taşır.
Almancadaki haben + zu + Infinitiv kalıbı etken bir zorunluluk bildirir ve Türkçeye -mek zorundadır veya -mesi gerekmektedir şeklinde etken yüklemle çevrilir. → sein + zu + Infinitiv yapısının edilgen çevirisinden farklı olarak etken çatı korunmalıdır.
Almancada einerseits ... andererseits karşılaştırma kalıbı Türkçeye bir yandan ... diğer yandan ... veya bir taraftan ... öte yandan ... olarak çevrilir. → İki zıt veya paralel durumu bağlayan bu yapının Türkçe karşılığı iki parçalı olarak korunmalıdır.
Almanca solange bağlacı Türkçeye -düğü sürece veya -dikçe biçiminde çevrilerek bir durumun devam ettiği zaman aralığını belirtir. → Zaman başlangıcı bildiren -den beri yapısıyla karıştırılmamalıdır.
Almancada trotzdem veya dennoch gibi zarf bağlaçlar Türkçeye yine de, buna rağmen veya ancak şeklinde ana cümle bağlacı olarak aktarılır. → Yan cümle yapan obwohl yapısından sözdizimsel olarak farklıdır.
Almanca Partizip II sıfat yapısı, das geschlossene Fenster gibi, Türkçeye -mış sıfat-fiil ekiyle çevrilir, kapatılmış pencere olur.
Ich mache mir Sorgen um kalıbı kendime endişe yapıyorum değil, doğal çevirisi için kaygılanıyorumdur.
Türkçedeki -dığında zaman yapısı Almancaya wenn veya als ile çevrilir, geçmişte tekillik varsa als seçilir.
Es fällt mir schwer, zu kalıbı bana ağır düşer değil, doğal çevirisi yapmak bana zor geliyordur.
Almanca sowohl...als auch kalıbı Türkçeye hem...hem de ikili bağlaç yapısıyla çevrilir.
Ich bin daran interessiert, zu kalıbı ona ilgiliyim değil, doğal çevirisi yapmakla ilgileniyorumdur.
Türkçedeki -madıkça yapısı Almancaya solange...nicht veya es sei denn ile çevrilebilir.
Das liegt daran, dass kalıbı ona yatıyor değil, doğal çevirisi bunun sebebi şudur.
Almanca trotzdem zarfı çevrildiğinde ana cümlede fiil-özne devrik sırası kullanılır, Türkçe çeviride devrik sıra zorunlu değildir.
Ich habe den Eindruck, dass kalıbı izlenime sahibim değil, doğal çevirisi gibi bir izlenimim vardır.
Türkçedeki -dığı kadar yapısı Almancaya soweit veya soviel ile çevrilebilir.
Es wäre schön, wenn kalıbı Konjunktiv II ile kibar bir dilek bildirir, Türkçeye olsa güzel olurdu olarak çevrilir.
Almanca je nachdem ifadesi Türkçeye duruma göre olarak çevrilir, birebir sözcük çevirisi yapılmaz.
Ich kann nicht umhin, zu kalıbı etrafından dolaşamam değil, doğal çevirisi yapmaktan kendimi alamıyorumdur.
Türkçedeki -maksızın yapısı Almancaya ohne zu ve mastar veya ohne dass ile çevrilir.
Das hat damit zu tun, dass kalıbı onunla yapacağı var değil, doğal çevirisi bunun sebebi şudur.
Almanca während hem sırasında anlamında bir zaman edatı hem de karşıtlık bağlacı olabilir, çeviride bağlam ayırt edilmelidir.
Ich sehe keinen Grund, zu kalıbı hiç sebep görmüyorum olarak doğal çevrilir.
Türkçedeki -dığı halde yapısı Almancaya obwohl ile çevrilir, obwohl aynı zamanda -se de için de kullanılabilir.
Es steht Ihnen frei, zu kalıbı resmi dilde yapmakta özgürsünüz olarak çevrilir.
Almanca modal parçacık doch çevrildiğinde bağlama göre ama, zaten veya değil mi gibi farklı karşılıklar alabilir, tek bir karşılığı yoktur.
Ich würde es vorziehen, wenn kalıbı Konjunktiv II ile kibar bir tercih bildirir, Türkçeye olmasını tercih ederim olarak çevrilir.
Türkçedeki sanki kalıbı Almancaya als ob veya als wenn ve Konjunktiv II ile çevrilir, gerçek olmayan bir benzetme bildirir.
Es gibt kalıbı Türkçeye var olarak çevrilir, ama Almancada Akkusativ nesne alır; örneğin es gibt einen Grund, bir sebep var demektir.
Es tut mir leid kalıbı birebir çevrildiğinde bana acı veriyor olur ama Türkçe karşılığı özür dilerim veya üzgünümdür.
Ich habe Hunger kalıbı açlığım var değil açım olarak çevrilir; Almancadaki haben fiili Türkçede olmak ekiyle karşılanır.
Mir ist kalt yapısı Dativ özneli bir yapıdır, Türkçeye üşüyorum olarak çevrilir, birebir bana soğuk değil.
Es freut mich kalıbı beni mutlu ediyor değil, doğal Türkçe karşılığı memnun oldumdur.
Wie geht's kalıbı birebir nasıl gidiyor olsa da doğal çevirisi nasılsın sorusudur.
Auf Wiedersehen kalıbı birebir yeniden görüşmeye anlamına gelse de doğal çevirisi hoşça kal veya görüşürüzdür.
Almanca bileşik isimler Türkçeye çoğunlukla tamlama olarak çevrilir; die Haustür örneğin ev kapısı anlamına gelir.
Es kommt darauf an kalıbı ona bağlıdır veya duruma göre değişir olarak çevrilir, birebir çeviri anlamsız olur.