Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Maddi kültür öğelerinin manevi kültür öğelerine göre daha hızlı değişmesi sonucu oluşan uyumsuzluk durumudur. → Teknoloji hızlı gelişirken hukuk ve ahlak kurallarının buna yavaş uyum sağlaması bu duruma örnektir.
Bireyin içinde doğduğu toplumun kültürünü doğumundan ölümüne kadar öğrenmesi ve benimsemesi sürecidir. → Toplumun bireyi kendi kalıplarına göre şekillendirmesini ifade eder.
Farklı kültürlere mensup grup veya toplumların karşılıklı etkileşime girerek birbiriyle öğe alışverişinde bulunmasıdır. → İki tarafın da birbiriyle etkileştiği çift yönlü bir süreçtir.
Farklı kültürlerin karşılaşması veya toplumsal değişim sürecinde daha önce var olmayan özgün ve yeni bir kültür unsurunun ortaya çıkmasıdır. → Köyden kente göçle oluşan arabesk müzik kültürü bu duruma örnektir.
Kendi kültüründen çok farklı bir ortama giren bireyin yaşadığı bocalama, yalnızlık ve uyum güçlüğüdür. → Aniden gerçekleşen çevre değişimlerinde bireyde psikolojik ve davranışsal bocalama görülür.
Bireyin kendi kültürünü merkeze alarak diğer kültürleri kendi değer yargılarıyla değerlendirmesi ve onları aşağı görmesidir. → Kültür fanatizmine ve farklı toplumlara karşı önyargıya yol açan yaklaşımdır.
Her kültürün kendi tarihsel ve toplumsal koşulları içinde anlaşılması ve değerlendirilmesi gerektiğini savunan ilkedir. → Kültürleri üstün ya da aşağı şeklinde derecelendirmeyi reddeder.
Bir grubun veya azınlığın egemen kültürün baskısı ya da etkisiyle kendi kültürel kimliğini tamamen kaybetmesidir. → Bireyin veya grubun egemen kültür içinde erimesini ifade eden tek yönlü süreçtir.
Maddi kültür insan eliyle üretilen teknoloji ve araçları kapsarken manevi kültür inanç, değer ve kurallardan oluşur. → Maddi kültür unsurları manevi kültür unsurlarına göre daha hızlı değişir.
Toplumun yabancı kültürlerin etkisiyle kendi öz değerlerini, geleneklerini ve dil bilincini kaybetmesi durumudur. → Kendi kültürel mirasına yabancılaşma ve değer kaybı şeklinde ortaya çıkar.
Kitle iletişim araçları vasıtasıyla geniş kitlelere ulaştırılan, çabuk tüketilen ve geçici nitelik taşıyan gündelik yaşam kültürüdür. → Yüksek kültürden farkı geniş kitlelerin erişimine ve hızlı tüketimine dayalı olmasıdır.
Bir kültürün maddi ve manevi ögelerinin birbiriyle uyumlu ve tutarlı bir sistem oluşturacak şekilde kaynaşması durumudur. → Ögeler arasındaki uyumsuzluk kültürel çözülmeye yol açar.
Ekonomik ve siyasi açıdan güçlü toplumların kitle iletişim araçlarını kullanarak kendi kültürel ürün ve değerlerini diğer toplumlara benimsettirmesidir. → Yabancı kültür ögelerinin tek taraflı baskınlık kurmasıyla gerçekleşir.
Dil, bir toplumun duygu, düşünce ve birikimlerini kuşaktan kuşağa aktarmasını sağlayan en temel manevi kültür ögesidir. → Dilini kaybeden bir toplum kültürel devamlılığını sürdüremez.
Toplumun eğitim düzeyi yüksek ve sanatsal beğenisi gelişmiş kesimlerine hitap eden, özel bir birikim gerektiren kültür ürünleridir. → Popüler kültür gibi geniş kitlelerin tüketimine dönük değildir.
Bir toplumdaki kültürel ögelerin birbiriyle anlamlı ilişkiler kurarak oluşturduğu, bireylerin davranışlarını şekillendiren genel yapıdır. → Birbirinden bağımsız parçalar değil, tutarlı bir bütündür.
Bir toplumda siyasal, ekonomik ya da sayısal gücü elinde bulunduran kesimin yaşam tarzını ve değerlerini toplumun geneline benimsettiği kültür yapısıdır. → Kurumlar ve yasalar genellikle baskın kültürün değerlerine göre şekillenir.
Egemen kültürün sınırları içinde varlığını sürdüren, toplumsal grupların veya mesleklerin kendilerine özgü değer ve yaşam tarzlarını ifade eden kültür türüdür. → Gençlik kültürü veya mesleki kültürler alt kültüre örnektir.
İçinde bulunduğu egemen kültürün temel değerlerini ve normlarını açıkça reddeden ve ona alternatif oluşturan tutum ve yaşam tarzıdır. → Alt kültür egemen kültürle çatışmak zorunda değilken, karşı kültür doğrudan egemen kültüre muhaliftir.
Farklı kültürlerden birey veya grupların etkileşimi sonucunda her iki kültürden de izler taşıyan ancak tamamen yeni ve özgün bir kültürel birleşimin ortaya çıkması sürecidir. → Köyden kente göçle oluşan gecekondu yaşantısı kültürlenmenin tipik örneğidir.
Bir toplumda ortaya çıkan maddi veya manevi bir kültür ögesinin göç, ticaret veya iletişim yollarıyla diğer toplumlara ulaşması sürecidir. → Çay tüketiminin Çin'den dünyaya yayılması kültürel yayılmaya örnektir.
Geçmişte bir işleve sahip olan ancak günümüzde işlevini kaybettiği halde alışkanlık ve gelenek olarak varlığını sürdüren kültür ögeleridir. → Nazar boncuğu takmak veya düğünlerde para saçmak kültürel kalıntıya örnektir.
Zaman ve coğrafya fark etmeksizin tüm insani toplumlarda biçimi değişse de ortak olarak bulunan temel kurum ve pratiklerdir. → Aile, dil, cenaze törenleri ve inançlar birer kültürel evrenseldir.
Kültürün mekâna ve zamana göre farklı biçimler alması, farklı toplumların veya aynı toplumun farklı dönemlerinin kendine özgü kültür yapısına sahip olmasıdır. → Çevre koşulları ve toplumsal ihtiyaçların farklılaşması kültürel değişkenliği doğurur.
Bireyin ailesinden ve eğitimden edindiği dil becerisi, bilgi birikimi, diplomalar ve sanatsal beğeniler gibi toplumsal avantaj sağlayan birikimlerdir. → Pierre Bourdieu'ye göre kültürel sermaye toplumsal sınıfların yeniden üretilmesinde etkilidir.
Bir başka toplum veya grubun üyeleri hakkında nesnel kanıtlara dayanmaksızın oluşturulan, katı ve genelleyici zihinsel yargılardır. → Kalıpyargılar bireysel farklılıkları yok sayarak önyargıların pekişmesine yol açar.
Bir toplumun ürettiği maddi ve manevi değerlerin eğitim ve toplumsallaşma aracılığıyla yeni kuşaklara devredilmesi sürecidir. → Kültürel aktarım toplumun tarihsel sürekliliğini ve kültürel mirasın korunmasını sağlar.