Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Alışma, sürekli aynı uyarıcıya maruz kalan duyu organlarının tepkisizleşmesiyle oluşan fizyolojik bir durumdur; duyarsızlaşma ise tekrarlayan olaylar karşısında duygusal tepkilerin azalması veya kaybolmasıyla gerçekleşen psikolojik bir süreçtir. → Alışma duyu organlarıyla, duyarsızlaşma duygularla ilgilidir.
Gestalt kuramına göre algıda odaklanılan ve ön plana çıkan unsur şekil, arka planda kalan çevre ise zemindir. → Şekil ve zemin yer değiştirebilir fakat zihin aynı anda her iki unsuru da şekil olarak algılayamaz.
İllüzyon, dış dünyada var olan gerçek bir uyarıcının duyu organları tarafından yanlış yorumlanmasıdır; halüsinasyon ise nesnel bir uyarıcı bulunmadığı halde varmış gibi algılanması durumudur. → İllüzyon sağlıklı insanlarda da görülebilirken halüsinasyon genellikle psikolojik rahatsızlıklarda ortaya çıkar.
Açlık, susuzluk ve uyku gibi doğuştan gelen ve yaşamın devamı için gerekli olan dürtülere birincil güdüler; başarı, saygınlık ve kabul görme gibi öğrenilmiş gereksinimlere ise ikincil güdüler denir. → Birincil güdüler evrensel nitelik taşırken ikincil güdüler toplumsal ve bireyseldir.
Organizmaya gelen uyarıcı miktarının normal seviyenin altına düşmesine yetersiz uyarılma, yaşamı zorlaştıracak kadar artmasına ise aşırı uyarılma denir. → Her iki durum da organizmanın iç dengesini bozarak bireyin çevreye uyum düzeyini düşürür.
Önceden tanınan nesnelerin mesafe, açı veya ışık gibi dış koşulları değişse bile biçim, renk ve büyüklük bakımından aynı algılanmaya devam etmesine algıda değişmezlik denir. → Uzaktaki bir uçak gözde küçük görünse bile zihinde gerçek boyutuyla değerlendirilir.
Organizmada beliren bir eksiklik ihtiyaç oluşturur, bu ihtiyaç fizyolojik boyutta dürtüye, psikolojik boyutta ise güdüye dönüşerek bireyi hedefe yönelik davranışa iter. → Doyuma ulaşan davranış sonrasında organizma yeniden dengeye kavuşur.
Nesnelerin üç boyutlu olarak ve uzaklıklarıyla birlikte algılanması sürecine derinlik algısı denir. → Bu algı hem iki gözün farklı açılardan bakmasıyla hem de gölge, çizgi ve büyüklük gibi tek göze bağlı ipuçlarıyla sağlanır.
Dış dünyada hiçbir nesnel uyarıcı bulunmadığı halde varmış gibi algılanması durumuna halüsinasyon denir. → Halüsinasyon fizyolojik veya psikolojik rahatsızlıklar sonucunda ortaya çıkan bir algı sapmasıdır.
Organizmanın duyum eşiklerinin üzerinde veya çok sayıda uyarıcıya uzun süre maruz kalması durumuna aşırı uyarılma denir. → Aşırı uyarılma bireyde gerilim, yorgunluk ve dikkat dağınıklığına yol açar.
Organizmanın bir uyarıcıyı fark etmeye başladığı en düşük şiddet düzeyine alt eşik, fark edebildiği en yüksek şiddet düzeyine üst eşik denir. → İki eşik arasında kalan uyarılma alanındaki uyarıcılar duyum oluşturur.
Bireyin aynı nesne veya duruma karşı hem istek hem de isteksizlik duyması sonucu yaşadığı kararsızlık durumudur. → Yüksek maaşlı fakat çok yorucu olan bir iş teklifi karşısındaki kararsızlık bu çatışmaya örnektir.
Bireyin bir amaca ulaşmasının içsel veya dışsal engeller nedeniyle gecikmesi ya da durdurulması durumuna engellenme denir. → Engellenme durumu organizmada genellikle öfke, kaygı ve saldırganlık gibi tepkilere yol açar.
Doğumdan sonra öğrenme ve toplumsallaşma süreciyle kazanılan, kişiden kişiye ve kültürden kültüre farklılık gösteren güdülerdir. → Başarı, kabul görme ve statü kazanma gibi sosyal güdüler fizyolojik dürtüler gibi hayati tehdit oluşturmaz.
Çevreden gelen uyarıcıların duyu organları aracılığıyla hiç işlenmeden çok kısa süre tutulduğu bellek aşamasıdır. → Duyusal belleğin kapasitesi sınırsızdır ancak bilgiyi tutma süresi birkaç saniye ile sınırlıdır.
Duyusal bellekten dikkat ve algı aracılığıyla aktarılan bilgilerin geçici olarak işlendiği ve saklandığı bellek birimidir. → Kısa süreli belleğin kapasitesi sınırlı olup bilgiyi tutma süresi yaklaşık yirmi ile otuz saniyedir.
Duyu organlarına eksik veya kesintili olarak gelen uyarıcıların zihin tarafından bütün bir nesne olarak algılanması eğilimidir. → Kopuk çizgilerle çizilmiş bir dairenin tam bir daire olarak algılanması tamamlama ilkesine örnektir.
Organizmanın çevresindeki sayısız uyarıcı arasından sadece belirli uyarıcılara odaklanarak onları algı alanına almasıdır. → Bireyin ilgileri, ihtiyaçları ve beklentileri algıda seçiciliği belirleyen iç etkenlerdendir.
Yeni öğrenilen bilgilerin geçmişte öğrenilmiş bilgilerin hatırlanmasını engellemesi veya zorlaştırması durumuna geriye ket vurma denir. → Yeni öğrenilen bir yabancı dil kelimesinin önceden bilinen kelimeyi unutturması geriye ket vurmadır.
Yüzmek veya bisiklete binmek gibi motor becerilerin ve otomatikleşmiş eylemlerin nasıl gerçekleştirileceğine dair bilgilerin tutulduğu uzun süreli bellek türüdür.
Hümanist kurama göre insan ihtiyaçları piramidal bir sırayla dizilmiştir ve alt düzeydeki fizyolojik ile güvenlik gereksinimleri karşılanmadan üst düzeydeki kendini gerçekleştirme ihtiyacına ulaşılamaz.
Bireyin eylemi kendi merakı ve öğrenme arzusu için yapması içsel güdülenmeyken ödül alma veya cezadan kaçınma amacıyla gerçekleştirmesi dışsal güdülenmedir.
Problem çözme sürecinde bir nesnenin sadece alışılmış işleviyle kullanılabileceğini düşünüp alternatif kullanım biçimlerini görememe durumuna işleve takılma denir.
Duyum çevresel uyarıcıların duyu organları tarafından alınmasıyla gerçekleşen pasif ve fizyolojik bir süreçken algı bu duyumların zihinde yorumlanarak anlamlandırılmasıyla oluşan aktif bir süreçtir.
Alışma fizyolojik uyarıcılara karşı tepkinin zayıflamasıyken duyarsızlaşma tekrarlanan durumlara karşı verilen duygusal tepkilerin azalmasıdır. → Fizyolojik olan alışma ile psikolojik olan duyarsızlaşma birbirine karıştırılmamalıdır.
Geçmişte öğrenilen bilgilerin zihinde yeni öğrenilen bilgilerin hatırlanmasını zorlaştırması durumuna ileriye ket vurma denir. → Eski telefon numarasının yeni numarayı hatırlamayı engellemesi ileriye ket vurmadır.