Konunun en kritik bilgileri — hızlı tekrar için.
Belirli bir alanda yaşayan canlılarla cansız çevrenin karşılıklı ilişki içinde oluşturduğu bütündür. Bir gölden bir ormana kadar farklı büyüklüklerde olabilir.
Ekosistem, canlı öğeler ile cansız öğelerden oluşur. Canlı öğeler üretici, tüketici ve ayrıştırıcılar; cansız öğeler ise iklim, toprak, su ve mineralerdir.
Canlılar arasında enerjinin üreticiden tüketiciye aktarıldığı beslenme sırasıdır. Her halka bir önceki halkadan enerji alarak yaşamını sürdürür.
Bitkiler fotosentezle güneş enerjisini besine dönüştüren üreticilerdir. Ekosistemdeki enerjinin temel kaynağıdır ve tüm zincirin başında yer alırlar.
Su, karbon, azot ve oksijen doğada sürekli dolaşır. Bu döngüler sayesinde maddeler tükenmeden canlılar arasında yeniden kullanılır.
Bir bölgedeki canlı tür ve gen çeşitliliğidir. Yüksek biyoçeşitlilik ekosistemi dış etkilere karşı daha dayanıklı ve dengeli kılar.
Benzer iklim ve bitki örtüsüne sahip büyük ekosistem bölgeleridir. Tropikal orman, savan, çöl, tundra ve tayga başlıca kara biyomlarıdır.
Üç farklı iklim tipi, dağlık yapısı ve iki kıta arasında köprü konumu Türkiye'yi bitki ve hayvan türü bakımından oldukça zengin kılar.
Ekosistemdeki canlı ve cansız öğelerin uyum içinde bulunmasıdır. Bir türün aşırı azalması ya da artması bu dengeyi bozabilir.
Ormanların yok edilmesi, kirlilik ve aşırı avlanma biyoçeşitliliği azaltır. Türlerin yok olması ekolojik dengeyi olumsuz etkiler.
Tarım ilaçları gibi maddeler canlı vücudunda parçalanamaz. Üst basamaktaki canlı alt basamaktan çok miktarda besin tükettiği için zehir birikerek artar.
Rhizobium bakterileri baklagil (fasulye, bezelye, yonca vb.) köklerinde ortak yaşar ve atmosferdeki azotu doğrudan toprağa bağlayarak bitkilerin almasını sağlar.
Benzer bitki ve hayvan topluluklarını barındıran geniş coğrafi bölgelere biyom adı verilir.
Litosferdeki karbonun büyük kısmı kalker gibi karbonatlı kayaçlarda ve fosil yakıt yataklarında (kömür, petrol vb.) uzun süreli olarak depolanır.
Yağışın yıl içindeki dağılışı (rejimi) su miktarını ve buna bağlı olarak canlıların üreme ve yaşam dönemlerini doğrudan belirler.
Grönland içleri ve Antarktika'da görülen kutup biyomunda zemin buzlarla kaplıdır, bitki örtüsü yoktur ve özel uyum sağlamış hayvanlar yaşar.
Pangea kıtasının parçalanmasıyla birbirinden ayrılan canlı toplulukları (örneğin Avustralya'daki keseli memeliler) izole kalarak kendilerine has biyomlar oluşturmuştur.
Levha hareketleriyle kıtaların ayrılması, kara canlılarının coğrafi olarak izole olmasına ve farklı kıtalarda özgün türlerin (endemiklerin) gelişmesine yol açmıştır.
Yıldırım ve şimşeklerin yarattığı yüksek enerji, havadaki azotu oksijenle birleştirerek doğrudan nitrata dönüştürür.
Ekolojik niş, canlının ekosistemdeki işidir. Örneğin bir bitkinin nişi fotosentez yapmak, bir arının nişi tozlaşmayı sağlamaktır.
Yeşil bitkiler klorofilleri sayesinde karbondioksit ve suyu güneş ışığı altında fotosentez ile glikoza dönüştüren birincil üreticilerdir.
İran'ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi sulak alanların korunmasını hedefleyen küresel bir çevre anlaşmasıdır.
Akarsuların denize döküldüğü ağız kısımları, hem tatlı hem tuzlu su geçiş alanı olması ve bol miktarda alüvyon/besin taşıması nedeniyle biyoçeşitlilikte zirvedir.
Kuzey Amerika ve Avrasya'nın kuzeyinde görülen tundra biyomunda zemin donmuş olup sadece kısa yaz döneminde liken ve yosunlar gelişir.
Aşırı nitrat ve fosfat göllerde alglerin patlama yapmasına (ötrofikasyon) neden olur. Su yüzeyi yeşil alglerle kaplanır, güneş ışığı içeri giremez ve sudaki oksijen biter.
Ekosistem ve biyoçeşitlilik çalışırken ana odak mekansal dağılış ve neden-sonuç kurmaktır; önce kavramı, sonra tipik soru dilini ayır.
Ekosistem ve biyoçeşitlilik sorularında en hızlı kontrol, verilen bilginin hangi kavramı ölçtüğünü bulup çeldirici ayrımı yapmaktır.